Header Ads

Son Yayınlar
recent

İkinci Üniversiteye Başladım

m25 yenilik
m25

Yıllardır öğrenciyim ve bu sıfata o kadar alışmış olmalıyım ki yeni mezun olmama rağmen tekrardan öğrenci oldum.. Evet ben hala bir öğrenciyim ve ilkokula yeni başlayan bir çocuğun heyecanı var desem inanmayın, yok tabii. Artık ne heyecanı, kaç senedir öğrenciyiz.. Öğrenciliğin güzel tarafı, kütüphaneden ödünç kitap alabiliyorum, otobüs kartı daha ucuz, üniversitede 1,50'ye yemek yiyorum, ve de arada havuza gidiyorum..

Youtuber olsaydım, şuan sizi video efektleriyle zamanda yolculuğa çıkartırdım, fakat bloggerım. İmkanlar kısıtlı.. Efekti boş verin, haziran ayında olduğunuzu hayal edin ve ben yazıyım siz de dinleyin.

Haziran ayının ortaları, güneş tepede ışıl ışıl ve oruçlu ben su suu diye sayıklayarak uzanıyorum. Öğrenciler sınavlarını bitirmiş, evlerine dönüyorlar. Yurdda da mezun olmayı bekleyen bir kaç kişi var. Yurdda kalan sayılı öğrencilerden biri de bendim. Finaller belli olunca üniversiteden tüm ilişiğimi kesip Tokat'a gidecektim. Notlar neticelendi ve sonunda ben bir bilgisayar mühendisiydim. E bundan sonra ne yapacaktım? Ramazan ayını da bitirdik ve sonrasında linkedin üzerinden iş başvurularına başladım. Göze batan en şey özellikler, “Askerliğini yapmış olmak” ve “İyi derece İngilizce konuşabiliyor olmak”dı. Sanırım bu iki özellik erkeklerde varsa artık sırtınız yere gelmez, kesin bir iş bulabilirsiniz. Aslında benim direk askere gitme fikrim vardı, fakat çevremden sürekli tecil ettir ve deli misin bedelliye git gibi tavsiyeler geldi. Ben kafamın buyruğuna gittim ve kısa dönem askerlik çıktı. Ekim sonu gibi nerede askerlik yapacağım belli olmuştu. Askerliği kısa dönem er olarak yapacağım. Acemi birliğim Sakarya, usta birliğim ise İzmir-Narlıdere'de. 5-6 Aralık tarihlerinde Allah'ın izniyle Sakarya'da olacağım. Sizleri de beklerim.:)

Tüm bunların yanı sıra, yazın bazı faaliyetlerde de bulundum. Mesela Kpps lisans sınavına girdim. 70 puan aldım. 120 sorudan 42 tane boşum vardı valla.. Ona rağmen 70 puan almak çokta zor değilmiş, ki Türkçesi kötü olan biriyim ve sınavda hiç anayasa çözmedim, çözdüğüm tarih-coğrafya sonuçları da fiyasko..

Eve döndüğümde aktivite anlamında yapacak hiçbir şeyim yoktu. Zaman zaman anama dalaştım, bazen kız kardeşimi delirttim. Zorla köydeki bahçeye götürdüler beni, bahçeyi gezdim. Baktım böyle olmayacak, halk eğitimin bütün kurslarına başvurdum. Nerden biliyim tüm kurslara çağıracaklarını, her gün telefonuma bir mesaj gelmeye başladı kaç tane kursa başvurduysam. Şu kurs açılacak toplantıya geliniz diyorlar. Hayalimde aktivite olarak kursa yazılmak vardı, lakin öyle olmadı. Aktivite olarak sadece kurs toplantılarına katılıyordum. Yetersiz kişi olunca da kursun açılmayacağı söyleniyordu. Sonunda resim kursu açıldı. Kağıdı mı kalemimi alıp büyük bir heyecanla kursa gittim. Resim hocası benden bir kaç yaş küçüktü. Tanışırken bana da beyefendi sizi de tanıyabilir miyiz dedi. Ruhum çocuk kalmış sanırım, biri bana beyefendi diyince kendimi çok yaşlı hissediyorum. Çüş, sensin beyefendi demeyerek kibarca kendimi tanıttım ve kağıtları karalamaya başladık. Şaka değil, valla deli gibi bir sağa bir sola kağıdı karalamaya başladık. Düz çizgi çizmeyi de orada öğrendim. Neyse 2 hafta olmadan resim kursundan kaçtım. Yaz sıcağında taa bayırdaki halk eğitime gidiyordum, aman yav evimde oturur ferahça yoğurt yerim diyerek tekrardan eski monoton dönemime döndüm.

Resim kursunda hoca çizmemiz için önümüze nesneler koydu. Böyle tek gözümüzü falan kapatıyoruz, kalemle ölçü alıyoruz baya havalı şeyler. Eve gelince artistliğimi yaptım tabii. Anne sen yemek yaparken resmini çiziyi mi demeler falan, her anne gibi o da sus yemek yapıyorum dedi. Hevesler hep bu noktalarda kırılıyor işte..

Hoca saksı ve çöp kutusu gibi bir şeyi çizmemizi istedi. Gerçek çöp kutusunu görmediğiniz için benim çizdiğim sizin gözünüze güzel gelebilir. Belki buna rağmen bile kötü gelebilir. Birinci resim acemilik, ikincisi ustalık eserim. Picasso'yu kıskandıracak resimler aşağıdadır, bakmak bedava..

Resim-1
resim 1

Resim-2
resim 2

Kurstan önce bisiklet almıştım, boşta kalınca bisikletle şehri turluyordum. Sonra aradan bir iki hafta geçince zavallı bisikleti de kilitleyip odunluğa koydum.

Askerliğe kalmış az bir süre, benim mobil uygulama yapma hevesim alevlendi. Askere gitmeden birde Gegi adlı android uygulamamı yaptım. Ölmeden önce dünyaya bir eser bırakmak istedim, hepsi bu. Öldükten sonra sevap defterim kapanmasın diyeydi.

Üniversite olayı ise şöyle oldu. Öyle zevkine üniversite sınavına girmiştim, bir yere yerleşecek kadar puan geldi, bende tercih yaptım, Elektrik-Elektronik mühendisliğine kayıt oldum. Şuan 3. sınıf öğrencisi görünüyorum. Bölümü bitirirsem iki diplomam olacak. Okula gitmiyorum pek, okuması askerden sonraya kaldı.

Kalan son 2 haftamı biraz daha blog yazmakla geçireceğim, 4 Aralık gününde ben nanayy.. Askerden geldiğimde beni unutmazsınız umarım. Yorum yazdığımda kimse beni sallamıyormuş falan.:) Blogun yorum denetimi kapalıydı, bir kaç gündür sağolsun birileri spam yorumlar atıyor, bu yüzden yorum denetimi açık olacak. Çarşı iznine çıktığımda internet kafeden yorumlarınızı cevaplarım.:) Aynı veda yazısı gibi oldu, ama 2 hafta daha buralardayım.

10 yorum:

  1. Hayırlı tezkereler kardeşim 👍

    YanıtlaSil
  2. hayırlı olsun inşallah..

    YanıtlaSil
  3. Şimdiden hayırlı teskereler. Gidin ve gelin ve yazın...

    YanıtlaSil
  4. Kendi yağlı boya resimlerimi hatırladım lise öğrencisiyken resim derslerinde yaptığım. İyi teskereler size. Eminim dönüşte güzel, hoşunuza giden bir işe yerleşirsiniz. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yağlı boya, kara kalem çizimlere göre daha eğlenceli diyorlar, fakat hiç deneyimleyemedim. İnşallah, hakkımızda hayırlısı olsun, çok sağolun.🙂

      Sil

Uyuyan bir adama sadece rüyalar gelir..

Blogger tarafından desteklenmektedir.