Sonunda Bitti ! - Üniversite - KPSS - YDS - Askerlik

Finish Oku oku nereye kadar? Sonunda profesyonel eğitim hayatımın sonuna gelmiş bulunmaktayım. Yorucu, eğlenceli, mutlu, mutsuz yıllar ...

Finish
Finish
Oku oku nereye kadar?
Sonunda profesyonel eğitim hayatımın sonuna gelmiş bulunmaktayım. Yorucu, eğlenceli, mutlu, mutsuz yıllar geçti ve ilkokul yıllarımdan şu zamana kadar delirmeden geldim ya şükürler olsun yarabbim :)) Bide mühendislik okumama rağmen bunu başardım.. Bu yazıda Haziran'dan Kasım ayına kadar planladığım süreçler yer alacak. Okul bitti dedikte, bundan sonrası adı 3-4 harften oluşan sınavlar gelecek karşıma(kpss, yds vb.). Haziran sonlarına doğru yılın yarısı nasıl geçti, neler yaptım gibisinden bir yayın olacak ve üniversite sınavlarından sonra Bilgisayar mühendisliği hakkında nacizane kendi tecrübelerimle karışım yaparak bir yazı yayınlıyacam. Mühendislik düşünen arkadaşların bölüm hakkında bilgi sahibi olacağı bir yayın olacak.

Tarih 1 Haziran, bitirme sunumunu yaptık, sonra.. bir boşluk :)) Ne olacak bundan sonra, Askerlik?(kısa dönem, uzun dönem), KPSS? (memur ol, özel sektörün kralı ol), YDS?

Bitirme projesi - Hibrit Programlama ile Üniversite İçi Anlık Mesajlaşma Uygulaması;
Diğer bölümlerde nasıldır bilmiyorum, ama mühendislikte bitirme projeleri oluyor. Bizim proje de son teknolojilerle bir mesajlaşma sistemi yapmaktı. Tek tük eksiklikleri olsa da bence güzel bir proje oldu. Facebook yazılımcılarının geliştirdiği React Native üzerinde mobil uygulama (android, ios) geliştirdik. Nodejs-express teknolojileriyle de web tarafını programladık. Dün itibariyle de projemizi sunduk, mezun olduk sayılır.. Ramazan bitsin, beynim yerine gelsin, projeden teknik olarak bahsetmeyi düşünüyorum, ama şimdilik anasayfasından bi foto paylaşabilirim.

Esogu Mesajlaşma Sistemi
Esogu Mesajlaşma Sistemi

Üniversite ve Kpss sınavı - Kpss öncesi sınav deneyimi olsun diyerek üni sınavına girmeyi düşündüm. Hem bakalım hamlamış mıyım onu test edecem :)) Ter atarız azcık.. Haziran-Temmuz dönemlerim KPSS temalı geçecek. Bir buçuk ayda KPSS'den iyi bişey alırsam aferin bana. Türkçem ve tarihim cidden kötü, sıkı bir çalışma yapmam lazım.

Yabancı dil - Kpss sınavı bitince çalışmalar durmuycak inşallah, hemen ertesi gün dil eğitimlerine başlıycam. Geriye Ağustos, Eylül ve Ekim ayları kalıyo. İki ayı İngilizce'ye ayırmayı düşünüyorum. Tüm günümü İngilizce ile geçirecem şartlar ne kadar el verirse.

Askerlik - Askerliği erteleyip iş mi bulsam, hemen askerliğe gidip aradan mı çıkarsam, soru işaretleri var kafamda. Muhtemelen Kasım ayında giderim ben. Acaba abartılarak anlatıldığı gibi bi yer mi çok merak ediyorum.. :))

Yazının yayınlanma tarihi: 02.06.2018  
Mustafa Türköz tarafından yazılmıştır.

Node.js Platformuna Giriş #2

node.js Node.js, Chrome'un V8 JavaScript motoru üzerine kurulmuş çok güçlü bir JavaScript tabanlı çalışma ortamıdır. Node.js ile ser...

node.js
node.js
Node.js, Chrome'un V8 JavaScript motoru üzerine kurulmuş çok güçlü bir JavaScript tabanlı çalışma ortamıdır. Node.js ile server-side (sunucu taraflı) uygulamalar geliştirebiliriz.

ÖNERİLEN İÇERİK: Node.js Nedir? #1

NodeJS Kurulumu?


"nodejs.org" dan NodeJS'i indirebilirsiniz. Kurulum en fazla 3-5 dakikanızı alıyor.

Kurulumu yaptıysak ilk örnekle başlıyalım..


Açıklama: Bir metin veya kod düzenleme aracında yukarıda ki kodu yazdıktan sonra dosyamızı ".js" uzantılı kaydetmemiz gerekiyor. İlk örnek olduğu için şimdilik masaüstüne "sunucu.js" diye dosyamızı farklı kaydedelim. Evet, NodeJS'i de zaten kurmuştuk, napıyoz şimdi, nodejs üzerinden "sunucu.js" dosyamızı çalıştırıyoruz.

Windows başlat menüsünden arama kısmına "Node.js command prompt" veya "cmd" yazarak nodejs komut satırımızı çalıştırıyoruz. Karşınıza siyah bir ekran gelecektir.

node.js command prompt
node.js command prompt

Dosyamızı masaüstüne kaydettik, bunun için node komut satırında bu dosyanın bulunduğu dizine gelmemiz gerek. Kendi ekranımda C:\Users\mustafa> bu şekilde bir uzantı geldi. Bizim masaüstü dizininde olmamız lazımdı. Bunun için de C:\Users\mustafa> komutunun ucuna cd Desktop yazıyoruz. Artık dizinimizin uzantısı C:\Users\mustafa\Desktop> oldu.

Hadi bakalım kodu çalıştıralım artık. C:\Users\mustafa\Desktop> komutunun ucuna
"node sunucu.js" yazarak enter'a bastığınızda ekranda yazmış olduğumuz "Merhaba, ben Mustafa" mesajını göreceksiniz.

Yaptığımız ilk uygulama konsol (terminal) ekranında görüntüleniyordu. Şimdi ise web tarayıcımıza adres girip yanıtı görmeye çalışacağız. Web tarayıcı olarak Chrome'u kullanınız..


Bu kodlar çalıştırıldığında sunucu başlatılır ve bizim belirlediğimiz 3000 portunu dinler. Tarayıcımızdan localhost:3000 yazıp giriş yaptığımızda 3000 portuna bir istek gönderilir ve bize "Merhaba millet.." yanıtı gelir.

Yukarda http modülü ile yazdığımız uygulamayı express modülü ile de yazabiliriz. Fakat öncelikle express modülünü yüklememiz gerekiyor. http modülü hazır geldiği için onu yüklememiştik.

Express Modülünü Yükleme?


Masaüstünde öncelikle "ilkUygulamam" adında bir klasör oluşturuyoruz. Node.js konsol ekranında "ilkUygulamam" dizinine geçtikten sonra npm init yazıyoruz, karşımıza gelen seçeneklerin hepsine enter diyip geçiyoruz. Sonraki adım da, konsola  npm install express ya da npm install express --save yazarsak express modülü yüklenmeye başlayacaktır. Birinci yazım şekli express'i global'de yükler, ikinci yazım şekli ise express'i sadece uygulamamızın olduğu klasöre yükler. "--save" ile yüklediğimizde package.json dosyası içerisinde de express'in güncellendiğini görebilirsiniz. Yükleme bittikten sonra kodumuzun içersinde require('express') yazarak artık express modülünü kullanıma hazır hale getirebiliriz.


Çıktı:
node.js
node.js
Node.js'de bir uygulama geliştiriyorsanız temel klasör yapımız aşağıdaki gibi olacaktır;
 #  "node modules" klasörüsü içerisinde yüklemiş olduğumuz modüller bulunur.

 #  "package.json" içerinde ise uygulamamıza dair bilgiler yer alır. Örneğin uygulama adı, author (yazar) adı gibi,.

 #  "sunucu.js" dosyasında sunucu taraflı kodlarımız bulunur..

Temel Klasör Yapısı:                     
ilkUygulamam  |
                           |--- node modules
                           |--- package.json
                           |--- sunucu.js


Yazının yayınlanma tarihi: 12.04.2018  
Mustafa Türköz tarafından yazılmıştır.

Bizim Köyün Şarkısı - Film Yorumum

Bizim Köyün Şarkısı İstanbul'da yaşayan Çınar, geleceğin müzisyenleri yarışmasına katılmak ister. Babasına müzik grubuna seçildiğ...

Bizim Köyün Şarkısı
Bizim Köyün Şarkısı

İstanbul'da yaşayan Çınar, geleceğin müzisyenleri yarışmasına katılmak ister. Babasına müzik grubuna seçildiğini müjdelemek için gelirken bir bakar evlerindeki tüm eşyalar hacizden dolayı götürülüyor. Ortağı yüzünden işi batan babası da ev-ocak kalmayınca köylerine döneceklerini söyler. Hayalleri yıkılan Çınar ve zeki kız kardeşi bir köyleri olduğunu da bu sırada öğrenmiş olurlar. Yıllardır tanımadıkları dedeleriyle tanışırlar. Çınar ve Zeynep köyde tüm sınıfların bir arada olduğu bir okula yazılırlar. Fakat Çınar, İstanbul'dan köy hayatına dönmenin etkisiyle sınıf ortamından, arkadaşlarından ve köy hayatından memnun değildir.

Çınar kendisinden küçük bir amcasının olduğunu öğrenir. Bu minik amca filmde en sevdiğim karakterdi. Bücür boyuyla sürekli Çınar'a yeğenim yeğenim diyerek dolanıyor. Çok tatlı bir çocuk.. Çınar'ın amcası, ona gitar alabilmek için etinden et feda eder. Bakarlar yarışmaya katılabilmek için para lazım, amcaya sünnet düğünü yaparlar..

Köyde kurdukları müzik grubu için artık yarışmaya katılabilecek parayı toplamışlardır. Ama grupta solist olan kız kekeme olduğu için Çınar tüm toplanan parayı onun tedavisi için verir. Artık müzik yarışması yalan olmuştur.

Zeki kız kardeşi sayesinde sonradan elde ettikleri para ile yarın ki yarışmaya yetişmeye çalışırlar, fakat ne uçak bileti vardır ne de o akşam yola çıkacak bir otobüs. Dedelerinin aklına bir fikir gelir. Köyde içine tavukların yuva yaptığı, hurda olarak duran otobüsü tamir eder. Köylülerde otobüsü bi güzel boyayıp temizlerler. Şimdi yola çıkmamak için hiçbir neden kalmamıştır.

Son saniyelerde yarışmaya yetişen çocuklar, yarışmayı birinci olarak kazanırlar. Babasının da ortağı yakalanır ve İstanbul'da ki evlerine geri döneceklerdir. Köye ilk geldiklerinde ne köyü ne de arkadaşlarını seven Çınar, şimdi köyden ayrılmak istemez. Çünkü arkadaşlarıyla bir aile olmuş ve bu hayattan çok memnundur.



Filmin çocuk filmi olduğunu bilmeme rağmen gidip izledim. Çoğu esprilerde komikti bence. Küçük büyük herkes izlesin. Hem duygusal hem komik, sıcacık bir film olmuş. Verdiğim bilet parası helali hoş olsun :)

Filmde en beğendiğim espri..
Üç kişi oturdukları sırada, Çınar'ın sağında oturan ikiz kızlardan biri iyi kalpli, solundaki de kötülüğü temsil ediyor. Çınar bunların çenesinden bunalır, ya siz melekle şeytan mısınız derken iyi kız nerden bildin ben Melek der, öbürü de beni bilemedin ben Şeyma der =)

Bu çocuklardan büyük sanatçılar çok şey öğrenebilir. Filmlerin birçoğu, insanları güldürmeyi başka yollardan yapmaya çalışıyor ve olmuyor maalesef. El hareketleri ve küfür itici, komik değil.. Umarım bu tarz komediler yok olur gider..   

İlkokul çağlarında çocuklarınız varsa saçma sapan, faydası olmayacak filmelere götürmek yerine, böyle tatlı, arkadaşlığı, aile kavramını anlatan yerli bir filme götürmenizi tavsiye ederim. Filmdeki tüm çocukların oyunculuk yetenekleri de bi harikaydı onu da söyliyim.

Film fragmanı:

Film fragmanı 2:

Film şarkısı:

Kamera arkası görüntüleri:


Yazının yayınlanma tarihi: 09.04.2018  
Mustafa Türköz tarafından yazılmıştır.

Node.js Nedir? #1

nodejs Node.js Nedir?  Node.js Google Chrome'un JavaScript V8 Motoru üzerinde oluşturulmuş çok güçlü bir JavaScript tabanlı açık...

nodejs
nodejs


Node.js Nedir? 

Node.js Google Chrome'un JavaScript V8 Motoru üzerinde oluşturulmuş çok güçlü bir JavaScript tabanlı açık kaynak sunucu framework'üdür.

 Node.js  ile hem arayüzde hem de sunucu tarafında javascript ile uygulamalar geliştirebilirsiniz.

Node.js web uygulamaları geliştirmek için gerçekten iyi bir platform, ama Node.js'e başlamadan önce bilmeniz gereken bazı temel teknolojiler var. Bunlar:

 x  HTML
 x  CSS
 x  AJAX

Bunlardan sonra JavaScript bilginizi de geliştirmeniz gerekecek. Geliştiremem derseniz siz bilirsiniz, Node.js yazamazsınız ozaman :)

Node.js neymiş, bununla neler yapılırmış az buçuk anladıysak adım adım kodlamaya da geçeceğiz. Node.js karmaşık gelip gözünüzü korkutursa pes etmeyin. Aslında karmaşık değil, tam tersi eğlenceli bir platform.



Ben Node.js ile neler yazdım? 

Profesyonel olarak bir şey yazmadım, ama Node.js ile API, mini bir blog sistemi ve chat sayfası gibi denemeler yaptım. Geliştirme yaparken hepsinde de hiç canım sıkılmadı ve kolay bir şekilde yazdım.



Bu teknolojinin alternatifi var mı, elbette var. Mesela Php, Asp.. falan filan. Ama benim özellikle Node.js'i seçmemde ki temel sebep asenkron programlama özelliğinin olmasıdır. Diğer bir nedeni ise JavaScript bilerek hem sunucu hem de arayüz tarafında tek bir dille geliştirme yapabiliyor olmam.

Asenkron olmayan dillerde işleyiş şöyledir: 

 >  Yapılacak görev, iş her neyse bilgisayarın dosya sistemine gönderilir.
 >  Dosya sistemi dosyayı açıp okuyana kadar bekleriz, hatta bazen yanımıza kahve alıp bekleriz.
 >  Sonra işlem tamamlanınca, içerik kullanıcıya gönderilir.
 >  Tüm bunlar bittikten sonra diğer bir isteği gönderebiliriz.

Node.js tarafında nasıl oluyor bu olaylar? 

 >  Yine yapılacak görev, iş her neyse bilgisayarın dosya sistemine gönderiliyor.
 >  Ama bu ilk adımdan sonra sistem hala bir sonraki isteği işlemeye hazır vaziyettedir.
 >  Demin anlattığımda ise bu 2. adım en sonuncu adımdı dikkat edin!
 >  Sonra, dosya sistemi dosyayı açıp okuduğunda, sunucu içeriği kullanıcıya döndürür.

Node.js beklemeyi ortadan kaldırır.

Olayı bi de başka bir örnekle özetleyecek olursam. Düşünün ki bir restorana gittiniz. Bu restoran asenkron bir şekilde çalışmıyor olsun, yani senkron diyelim. Sırada beklerken önünüzde ki beyfendi 10 tane lahmacun söyledi. Sizde sadece bir tane çay alacaksınız. Sizce o kişinin sipariş verdiği 10 lahmacunun hepsinin hazırlanıp bitmesinden sonra mı çayınızı söyleyebilmeniz mantıklı, yoksa onun lahmacunları olurken çayınızı alıp gitmeniz mi? Eğer önünüzdeki kişinin isteği yapılırken bi yandan da sizin çayınızı hazırlıyorlarsa bu asenkron olur.

İşte Node.js teknolojisi, bir iş yapılırken diğer başka bir işi yaptırabilmenizi sağlıyor. Sunucu yükümüz böylelikle azalıyor. İşi hallolan gidiyor.. Php gibi dillerde bu yöntem olmadığından sunucuyu şişirebilirler. Bu diller eski zamanın hastanelerine benzetilirse yanlış olmaz sanırım..

10 tane sunucu üzerinde sekron çalışan bir dil yerine Node.js'e geçmek, belkide bizi fazladan 9 sunucu masrafından kurtaracaktır.


Yazının yayınlanma tarihi: 28.03.2018  
Mustafa Türköz tarafından yazılmıştır.

Yapay Zeka Dost Mu Olacak, Düşman Mı?

Yapay Zeka Gelecekte    yapay zekanın  bir bilinci olabilir mi? İnsan ve robotların algı ve davranışları yapay sinir ağlarıyla bir...

Yapay zeka
Yapay Zeka

Gelecekte  yapay zekanın  bir bilinci olabilir mi?


İnsan ve robotların algı ve davranışları yapay sinir ağlarıyla birbirine benzetilmeye çalışılsa da şimdilik tam anlamıyla insana benzeyen bir robot yapılamadı. Gerçi robot Sofia var, onunda konuşmalarından robot olduğu belli oluyor tabi. Ama Sofia insana en yakın robot, bu bir gerçek..

Robot üretimi konusunda Boston Dynamics öncülerden biri. Fantastik videolar yayınlıyorlar.. (youtube'a "Hey Buddy, Can You Give Me a Hand?" yazıp bakınız. kapı kapanmasın diye araya ayağını koyan bir robot göreceksiniz..)

Şuan yapay zeka müzik, resim gibi sanatsal faaliyetleri de uygulayabiliyor. Fazla abartılmadıkça bu tarz gelişmeler güzel. Çünkü tarlada, inşaatta, eczanede çalışan robotlar görmek istemem. İnsan düşününce daralıyor..

Tamam yapay zekanın hizmet ve üretim olarak çok çok faydaları var. Peki bu fayda bazı mutluluk tablolarını ortadan kaldırmaz mı? Düşünün berber olan bir robota saç kestirmeye gittim, oturmamla kalkmam bir olacak, çünkü ışık hızında beni traş edecek. Yani robot berber bize gündem haberlerini anlatmıycak..

Askeri alanda da yapay zeka ve robot teknolojisi çok gelişti. Şimdinin gençleri gelecekte asker olursa belki uçan robotlara karşı savaşacaklar. Hiç yerlerinde olmak istemem, robota tekme atıyosun ayağın acıyo falan, veya seni tutuyo, yukarı kaldırıp fırlatıyo. O kadar yakınlarına yanaşabilirsek tabi. Utanç verici olaylar.. Bunlarla bordo bereliler bile baş edebilir mi..

Robotlarda kullanılan yapay zeka, gelecekte bizden daha zeki hale gelirse, insanlığı yok etmeye meyilli olabilirler. Robottan dost most olmaz.. Yapay zekanın insanlığın iyiliğine mi kötülüğüne mi doğru gelişeceği konusunda Elon Musk ve Mark Zuckerberg çok defa zıtlaşmıştır. Zuck'cı mısın, Musk'cı mısın sorusunda, ben Musk'cıyım.. (Mr. Muscle: Zor işleri ona bırakın.)

Yerli yapay zeka şarkısı, bi izleyin isterseniz.. (not: nihat doğan'ı pek sevmem..Tıklayınız


ÖNERİLEN İÇERİK: Big Data, Yapay Zeka ve Makine Öğrenmesinin Hayatımıza Etkileri

Yapay zekanın aşk, nefret gibi insana ait olan duygulara sahip olabileceğine inanmıyorum. Böylelikle bir yapay zeka insana neden yardım etmek istesin. Böyle bir isteği doğuracak duygusu olmayacak sonuçta. O zaman insanlara karşı nefret duygusu da olmaz diyebiliriz. Aslında yapay zekayı dost veya düşman yapacak kişiler bizleriz. Yapay zekanın görevi kendisine belirlenen hedefi başarılı bir şekilde tamamlamaktır. Eğer bu teknoloji yanlış kişilerin eline geçerse kötü sonuçlar doğurur. Tabi iyi kişilerin elindeyse de güzel şeylerin olması mümkündür.

Mesela kötü senaryoları düşünelim, dünyamız robotlar tarafından istilaya uğramış olsun. Robotların efendilerinin karşısına çıksak, yalvarsak, efendimiz bu zulm artık bitsin barış yapalım desek. Acaba pişman olur, bize acır mı? Acımaz çünkü bir duyguya sahip değil..

Yeni teknolojiler bir çok konuda bizlere yardımcı oluyor. Bunlara sağlık, gıda, ulaşım, ekonomi gibi alanları örnek verebiliriz. Tüm bu teknolojiler hayatımız kolaylaşsın diye üretiliyor, bu sayede daha hızlı yaşıyoruz. Aslında biz öyle sanıyoruz, hayatımız hızlanmıyor. Eğer böyle bir şey olsaydı, köşede kıyıda ekstra zamanımız olurdu. Eskilerin insanlarıyla kendimizi karşılaştırınca bu farkı görebiliriz. Dedelerimiz hem çalışırdı hem piknik yapardı hem de balkonunda oturur çay içer muhabbet ederlerdi. Bol bol zamana sahiplerdi. Bu devirde zamanımız gitmesin diye hızlı trenlerle yolculuk yapıyoz, hazır yiyecekleri tüketiyoz, aklınıza gelen zaman tasarrufu sağlayacak ne varsa hepsine sahibiz, ama zamanım bol diyen yok şu zamanda. Teknoloji pekte olumlu etki yapmamış bu yönden..

ÖNERİLEN İÇERİK: Momo - Kitap Yorumum

Yapay zeka insanlık için ne anlama geliyor?

Yazının yayınlanma tarihi: 10.03.2018  
Mustafa Türköz tarafından yazılmıştır.

Momo - Kitap Yorumum

Momo Zaman yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir. Hikaye, sokakta yaşayan yedi yaşındaki bir kız çocuğunun (Momo) mahalle sak...

Momo
Momo

Zaman yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir.


Hikaye, sokakta yaşayan yedi yaşındaki bir kız çocuğunun (Momo) mahalle sakinlerince sahiplenilmesiyle başlar. Momo muhteşem bir dinleyicidir ve insanlar ona dertlerini anlatır, derman bulmuş halde geri dönerler. Günlerden bir gün mahallenin huzurunu bozacak bir olay yaşanır. Hayaletimsi topluluk Duman adamlar ortaya çıkar. İnce hesaplı planlar kurup insanların zamanını çalarlar. İnsanlar da hipnoz olmuş gibi bu adamlara kanar, zaman tasarrufu sözleşmesi imzalarlar. Artık kimse arkadaşıyla sohbet etmez olur, herkes zaman tasarrufu edecem diye robotlaşır. Bu işin üstesinden gelebilecek tek kişiyse Momo'dur. Olay olayı doğururken, Momo bu problemi çözmek ister. Karşısına yarım saat sonrasını görebilen bir kaplumbağa çıkar ve kaplumbağa sayesinde gizemli Hora Usta'yı bulur.

Hora Usta saniyeler içinde bi yaşlanan bi gençleşen birisidir. Dayı şov yapıyor bildiğiniz.. Enteresan bir karakter, neyse.. İnsanların zamanını yiyen Duman adamları nasıl yeneceklerinin planını yaparlar, tabi bu arada Hora Usta zaman nedir'i ve kavramını çok güzel açıklar. Hatta bir bilmece sorar Momo'ya..

Bilmece..


Üç kardeş, yaşarlar bir evde,
Hiç benzemez birbirine üçü de.
Sen onları ayırt edeyim derken,
Dönüşürler çabucak birbirlerine.
Birincisi evde yoktur gelecek.
İkincisi çıkmış gitmiş, dönmeyecek.
Üçünden en küçüğü evdedir.
O olmazsa her ikisi ne edecek?
Bildiğimiz sadece üçüncüdür.
Çünkü birinci ikinciye dönüşmüştür.
Sen tam onu görüyorum derken,
Bakarsın ki kardeşi görünmüştür.
Söyle şimdi: Üçü tek bir kişi mi?
Yoksa iki veya hiçbir kişi mi?
Adlarını bana sayabilirsin.
Üç kudretli hükümdarı bilirsin,
Bir ülkeye üçü birden hükmeder.
Ülkeyle bütünleşip bir eder.

Momo Hora Usta'nın da yardımıyla koskoca Duman adamlar ordusunun karşısında tek başınadır. Dünya bir saatliğine dönmez, zaman durmuştur, yollar, trafikler, insanlar hareketsizdir ve bu sırada Momo olayı çözmek zorundadır.

Kitap mutlu sonla biter, Momo arkadaşlarına kavuşur, eski günlere dönerler.. Momo, okuduğum güzel kitaplardan biri oldu benim için. Düşündürücü bir kitap ve zaman kavramını lezzetli bir şekilde anlatıyor. Okunası kitaplardan biri..

Şimdi benim fikirlere gelelim.. Düşünsenize, zaman yeni yaratılmış ve ilk saniyeler başlamış. Saniyeler ile birlikte "dakikalar", "saatler", "günler", "aylar", "yıllar", "yüzyıllar" diye durmadan devam etmiş zaman.. Dünyanın ilk dakikasına şahit olmak ister miydiniz?

Sizce zaman nedir..?
Zaman nereden geldi nereye gidiyor. Yarım saat sonra ne olacağını bilerek yaşamak nasıl olurdu?

Yazının yayınlanma tarihi: 03.03.2018  
Mustafa Türköz tarafından yazılmıştır.

Hadi Be Oğlum - Film Yorumum

Hadi Be Oğlum Son iki haftada 3 kez sinema filmine gittim. İlki Cebimdeki Yabancı 'ydı. Bu filmi bizim örf ve adetlerimize pek yakı...

Hadi Be Oğlum
Hadi Be Oğlum

Son iki haftada 3 kez sinema filmine gittim. İlki Cebimdeki Yabancı'ydı. Bu filmi bizim örf ve adetlerimize pek yakıştıramadım ve sevmedim tabi ki. Gittiğime pişman oldum şahsen. İkinci film ise Aile Arasında filmiydi. Engin Günaydın'ın olması sebepti gitmeme. Ortalama bir oy verebilirim bunun için. Üçüncü filme gitme hikayem şans eseri oldu. Ölümlü Dünya'yı izlemek için çıkmıştım yola, ya sitede yanlış seans yazıyordu ya da salon dolmuştu bilemiyorum. İyi ki de böyle olmuş, çünkü güzel bir filme gitmeme vesile oldu.

Ölümlü Dünya'ya bilet bulamayınca bende Hadi Be Oğlum filmine gittim. O kadar beğendim ki filmi Imdb'de üyelik açıp oy kullanacam. Ayrıca aşırı derece Hint filmi hastasıyım. Bu film son yıllarda izlediğim Hollywood, Bollywood filmlerinin hepsini sollar geçer. Filmde görsellik, özellikle senaryo ve oyunculuklar on numara beş yıldızdı. Antalya'nın Kaş ilçesinde çekilen filmin deniz kıyısı, yamaç ve gün batımı manzaraları göz alıcı şekilde muhteşemdi. Filme gitmeyen çok şey kaçırır. Hatta izlemeye gidin, beğenmediyseniz paranız benden diyorum. İnşallah herkes beğenir, öğrenciyiz bizde sonuçta.. :))

Film konusundan çok bahsetmiycem, zaten benim içinde sürpriz şekilde gelişti, konusunu bilmeden girip izledim. Kısaca özetlersem, iletişim problemi olup konuşamayan bir çocuk ve yalnız başına çocuğuna bakan bir babanın hikayesi. Filmin ortalarına doğru arkadan bi teyze salya sümük ağlamaya başladı, bi kaç saniye hıçkırıklı sesler geldi. Senaryonun etkisi sanırsam..

Hadi Be Oğlum

Global bir film zevkim olduğuna inanıyorum, bu yüzden ben beğendiysem sizin de beğeneceğinize inanıyorum.. :)) Şiddetle tavsiye ediyorum, lütfen gidin izleyin, iyi seyirler dilerim..

Yazının yayınlanma tarihi: 20.02.2018  
Mustafa Türköz tarafından yazılmıştır.